Görme karmaşık fiziksel ve kimyasal yasaların devreye girmesiyle gerçekleşir. Keza görülenin anlam kazanmasında da bu prensipler geçerlidir. Tıpta her şeyi pozitif bilim kuralları ile açıklayamamamıza iyi bir örnek de görmenin anlamıdır. Tıpkı sanat gibi kişisel farklılıklar, değerler ve öğretiler algıyı şekillendirir. Şiir veya müzikteki bağımsız kişisel anlam ve değerlendirme özgürlüğü görüntü için de geçerlidir. Öğretiler, anılar aynı görüntü üzerinde pek çok farklı anlamın türemesine olanak sağlar. Bu açıdan sosyoloji ve felsefeye ihtiyaç duyarız. Söylemek istediğim illüzyon ile  karıştırılmamalıdır. İllüzyon optiğin eğlenceli hale getirilmesidir, koşullu kandırılma sanatıdır. Görüntünün anlamlandırılmasında ise optiğin yanılsama yaratmak amacıyla kullanılması söz konusu değildir. Algı kişisel olduğu kadar kültürel ve zaman içinde de değişim gösterir ve farklı anlamlar kazanır.

Örneğin güzellik bu anlamda çetrefil bir konudur. Güzelliğin sadece görmeden ibaret olmadığını baştan hatırlatarak, burada değinmek istediğimiz konuyu dallandırmama gayretinde olduğumuzu belirtelim.

Rubens’in tombik kadınları örneğin; 1630’lu yıllarda yaptığı “üç güzeller” gibi tablolarında eşini model alan Rubens, dönemin kadın güzelliğini yansıtmıştır. Sağlıklı, belki zengin olmaya çağrışımlar getiren şişmanlık, günümüz için ne kadar iticiyse o dönemde o kadar makbuldü. Görmenin anlamlandırılması, beğenilmesi bu basit örnekte olduğu gibi değişkenlik göstermiştir, gösterecektir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Close Bitnami banner
Bitnami